top of page
BLOG: Blog2

Çay mı yoksa kahve mi?



Birçok kişi açısından çay ve kahve gibi içecekleri tüketme nedeni kafeinin uyarıcı etkisidir. Sabahları hala tam uyanamamış bir haldeyken motorumuzu çalıştıran yağ gibidir bu içecekler.


Kahve ve çay arasındaki en büyük farklardan biri, kahvenin çaydan yaklaşık 2 ila 3 kat daha fazla kafein içermesidir. Bu yüzden çoğu insan kahveyi gıpta ile bakılan bir enerji artışı ile ilişkilendirir ve sabahları ya da öğleden sonra daha zinde ve uyanık olmak kahve içme eğilimindedir.

Hem kahve hem de çayın sağlık açısından birçok faydası vardır. Çalışmalar, kahve içmek ile Parkinson, kolon kanseri, karaciğer hastalığı ve tip 2 diyabet için düşük risk arasında pozitif bir ilişki bulmuştur. Çayın bağışıklık sisteminizi, inflamasyon kanser ve kalp hastalığı riskini azaltmak ve bağırsak sağlığını geliştirmekte yardımcı olduğu tespit edilmiştir.


Çay ve Kahve Tüketiminde Nelere Dikkat Edilmelidir?


Çay ve kahve tüketimi sırasında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta günlük kafein miktarının aşılmamasıdır. Çay ve kahve çeşitlerinin içerdiği kafein miktarı bilinmeli ve içecek tüketimi buna göre sınırlandırılmalıdır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre, yetişkinler için kafein miktarının günlük 300 mg ile sınırlı olması gerektiği ve bu miktarın aşılmaması için belirli ölçülerde çay ve kahve tüketimi yapılması söylenebilir.

Ortalama bir fincan kahvede 80 ila 100 miligram kahve bulunur ve bu sizi uyanık ve enerji dolu tutmak için kesinlikle yeterlidir. Kahvenin kafein içeriği, çok çalışan veya ihtiyaç duydukları kadar uyumayan insanlar için gerçekten faydalı olabilir, ancak tüm enerjiniz için kafeine bağlı olmayı önermiyoruz.

Kafein ile kilo verme arasında da bir bağlantı vardır. Ancak kafein her zaman iyi değildir. Çok fazla kafein sadece gergin veya sersemlememize neden olmakla kalmaz, aynı zamanda kafeinin anksiyete ve uyku bozuklukları gibi durumları şiddetlendirdiği de bilinmektedir.

Ancak çoğu çayda da kafein de bulunur. Bazı çaylar fincan başına 50 miligram içerir, bu nedenle çay içerken kafein tüketiminize de dikkat etmeniz gerekir. Kafeinsiz çaylar arasında papatya çayı, gül çayı, kutsal fesleğen çayı ve krizantem çayı gibi çoğu bitki çayı bulunur.

Hızlı bir enerji artışı arıyorsanız, kahve kesinlikle en iyi seçeneğinizdir, ancak birçok insan kahve yerine çay içtiklerinde daha istikrarlı enerji seviyelerine ve daha yüksek verimlilik seviyelerine sahip olduklarını bildirmiştir.


Peki Çay Mı Kahve Mi?


Bu sorunun cevabı için Northwestern Üniversitesinde yürütülen bir araştırma bize bilgi verebilir. Yapılan bu çalışmada avrupa kökenli kişilerde bazı genetik değişkenlerin kafein, kinin ve propiltiourasil (prop) gibi maddelerin acılığını algılamasındaki farklılıkları gösterdiği bildirilmiş. Çalışma daha sonra, önceden yapılan ve yaşları 37 ila 73 arasında değişen yüz binlerce katılımcıyla yapılan bir başka araştırmadan elde edilen sonuçları incelenmiş. Bu sonuçlarda kişilerin genetik bilgilerinin yanı sıra günde hangi içecekten kaç bardak içtiklerinin bilgisi de verilmiş.


Araştırmada kafeini acı olarak algılamaya genetik olarak daha yatkın olan kişilerin daha fazla kahve içtiğini ancak kinin ve prop’u acı olarak algılamaya yatkın olanlarda kahve tüketiminin biraz düştüğünü gördü. Çay içenler incelendiğinde ise durumun tam tersi olduğu görüldü.


Tat genlerimiz ne kadar çay, kahve ya da alkol tükettiğimiz konusunda kısmi bir rol oynuyor. Çay tüketimine yönelik tercih, kahveden kaçınma olarak görülebilir çünkü genlerimiz, kahvenin bizim için fazla acı olduğuna karar vermemize sebep olmuş olabilir.

Jue-Sheng Ong, Liang-Dar Hwang, Victor W. Zhong, Jiyuan An, Puya Gharahkhani, Paul A. S. Breslin, Margaret J. Wright, Deborah A. Lawlor, John Whitfield, Stuart MacGregor, Nicholas G. Martin & Marilyn C. Cornelis Understanding the role of bitter taste perception in coffee, tea and alcohol consumption through Mendelian randomization Article number: 16414 (2018)

0 yorum

İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


Öne Çıkanlar
Furkan Büyükbayraktar.JPG

İstanbul Gelişim Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik bölümünde aldığım 4 senelik lisans eğitimini Haziran 2018’de tamamladım. Haliç Üniversitesinde yüksek lisans eğitimime devam ediyorum. 2020 yılından beri kliniğimde yüz yüze, kurumsal ve online olarak danışmanlık veriyorum. Araştırdıklarımı ve öğrendiklerimi burada sizlerle paylaşıyorum. 

  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
christin-hume-mfB1B1s4sMc-unsplash.jpg

Online diyet danışmanlığıyla ilgili detaylı bilgi ve randevu için;

bottom of page