top of page
BLOG: Blog2

Farklı Boyutlarıyla Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar

Güncelleme tarihi: 5 Haz




Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO); gen teknolojisi kullanılarak doğal yollardan elde edilmesi mümkün olmayan ve yeni ve farklı özellikler kazandırılmış organizmalar için kullanılan bir kavramdır.

Son yıllarda özellikle, enzim ve fermantasyon teknolojisindeki hızlı gelişmeler ve genetik olarak değiştirilmiş organizmaların gıda sanayinde kullanılması bu alanın ufuklarını genişlettiği gibi üretimi artırmış, hızlandırmış ve kaliteyi de yükseltmiştir. Dünyada artık pek çok GDO’lu ürün bulunmaktadır. Bunların başlıcaları; mısır, patates, domates, pirinç, soya, buğday, kabak, bal kabağı, ayçiçeği, yer fıstığı, bazı balık türleri, kolza, kasava ve papayadır. Bunların dışında, muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun, karpuz ve kanola gibi ürünler üzerinde çalışmalar devam etmektedir.

GDO'ların üretimindeki temel amaç; hastalıklara ve zararlı organizmalara karşı dirençli dayanıklı, raf ömrü daha uzun, yabancı ot ilaçlarına karşı dayanıklı, besin değeri yüksek lezzetli gıdaların üretilmesi ve ekilen arazide birim alandan daha fazla verim alınması hedefleri yer almaktadır.

Günümüzde GDO’ların insanlar üzerinde getireceği yararların yanı sıra potansiyel zararları ve riskleri de tartışılmaktadır.


GDO’ların Etkileri:

GDO’ların ilerleyen teknolojik gelişmelerin yardımıyla özellikle besinler üzerinde insanların geleceği için getirebileceği yararlarının yanında potansiyel zararları veya risklerinin de bulunabileceği düşünülmektedir.


GDO’ların Bildirilen Avantajları

Her yıl 3 milyon çocuğun ölümüne neden olan, 130 milyon okul öncesi çocukta ve 7 milyon gebede körlüğe kadar varan görme bozukluklarına yol açan Vitamin A eksikliği ile mücadele için, β-Karoten'den zenginleştirilmiş “Altın Pirinç” projesinin önemli bir çözüm önerisi sunacağı düşünülmüş, ancak henüz piyasaya sürülememiştir.

Aşı ve ilaç üretiminde de bu teknolojiden faydalanılması düşünülmektedir. Bu sağlanabilirse, daha düşük maliyetlerle, daha güvenli üretim yapılması mümkün olacaktır. Aşı çalışmaları henüz deneysel aşamada olmakla birlikte, insülin üretiminde önemli adımlar atılmıştır.

Sosyo-ekonomik açıdan; GD tohum ile yapılan tarımda, geleneksel yöntemlere göre daha az sulama ihtiyacı olacağı, daha yüksek verim alınabileceği, tarıma elverişliliği düşük olan bölgelerde ekim yapılabileceği, kuraklık ve hava olayları gibi abiyotik streslere dayanıklı olacağı düşünülmektedir. Böylece, tarım teknolojisi gelişmemiş olan ve iklimi elverişli olmayan bölgelerde de tarım yapılabilmesinin mümkün olacağı, bunun da yoksul toplumlara eğitim, iş ve yiyecek imkânı sağlayacağı ileri sürülmüştür.

Bu teknoloji, gıdaların besin değerlerinin arttırılmasında da kullanılır. Bu uygulamanın temel amacı, insan sağlığı açısından önemli olan maddelerin yeterli seviyede üretilmesidir. Bu şekilde, gıda maddelerinde daha önceden var olmayan veya az miktarlarda üretilen çeşitli maddelerin üretimi artırmak veya yeni maddelerin üretilmesini sağlanmaktadır.

Gen teknolojisi, biyololojik oksidasyonu yavaşlatabilen veya durdurabilen bileşiklerden olan mineral maddelerin ve doğal oluşan antioksidanların (Vitamin A, C, E, Karetenoid, Flavunoid vs.) miktarlarındaki artış için de kullanılabilmektedir. Böylece özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, önlenebilir hastalıkların görülme sıklığını azaltacağı, beslenme eksikliğine bağlı problemlerle mücadeleye katkı sağlayacağı düşünülmektedir.


GDO’ların Bildirilen Zararları:

GDO’lu gıdalar konusundaki kaygılar temelde üç ana grupta toplanmaktadır; çevre ve doğa açısından olası tehlikeleri, insan sağlığı açısından olası riskleri ve ekonomik kaygılar.

Literatürde alerjik etkiler dışında GDO veya GDO’lu ürünlerin doğrudan insan sağlığına olumsuz etkisini gösteren araştırma sonuçlarına rastlanmamaktadır, ancak kısa süreli yapılan hayvan deneylerinin sonuçları kaygı vericidir.

Gıda kaynaklı olmayan veya yeni kombinasyonlarla üretilen genlerin alerjik reaksiyonları tetikleyebileceği ya da yeni tip reaksiyonların oluşmasında başrol oynayabilecekleri endişesi mevcuttur. Bununla ilgili tek somut vaka Brezilya fındığından alınan bir genin, besin içeriğinin zenginleştirilmesi için soyaya aktarıldığı bir üründe yaşanmıştır. 1996 yılında, Brezilya kestanesinden soya fasulyesine aktarılan "2S" genini içeren ürünler, alerji yapması nedeniyle marketlerden toplatılmıştır.

Gen aktarımında, seleksiyon amacıyla aktarılan özelliklerden biri antibiyotik direncidir. Mahsullere işaretçi olarak yerleştirilen antibiyotik direnç genlerinin, GD gıda ile beslenen insan veya hayvanların bağırsaklarında bulunan patojen mikroorganizmalara ve aynı zamanda, tarlada ekilen GD bitkilerin çürümesi ile bu bitkilerde bulunabilen genlerin toprak vasıtasıyla bazı bakterilere geçebileceği olasılığı üzerinde durulmaktadır.

Genetik modifikasyonun, zehirlenmeye neden olabilecek doğal bitki toksinlerinin, zehir oluşmasından sorumlu genlerin yanlışlıkla aktive edilmesiyle gelişebileceğinden endişe edilmektedir. Yapılan çalışmalarda GDO’lu ürünlerin kısırlık ve sakat doğum riskini artırdığına yönelik bulgular elde edilmiştir. Bu alanda Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu tarafından 2007 yılında gerçekleştirilen araştırmada, GDO’lu soya ile beslenen dişi farelerden doğan bebek farelerin diğerlerine göre daha küçük oldukları ve büyük bir kısmının üç hafta içerisinde öldükleri tespit edilmiştir.


Türkiye’deki Durum:

Ülkemizde 2011 yılından beri Biyogüvenlik Kurulunun almış olduğu kararlarda genetiği değiştirilmiş ürünlerin (soya ve mısır çeşitlerinin) hayvan yemi olarak kullanımına izin verildiği görülmektedir.

T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı; GDO ve ürünlerinin insan gıdası olarak tüketilmesi serbest olmasına rağmen, ülkemizde GDO içeren gıda üretimine ve ithalatına izin verilmediğini belirtmiştir. Türkiye'de GDO ve ürünlerinin gıda amaçlı olarak kullanılması ve GDO'lu üretim yapılmasının tamamen yasak olduğu bildirilmiştir.


Sonuç:

Dünyada genetik yapısı değiştirilmiş canlıların ve bunlardan elde edilen gıdaların dağılımı hızla artmaktadır. Mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şurubu, sakkaroz, fruktoz içeren gıdalar; bisküvi, kraker, pudingler, bitkisel yağlar, bebek mamaları, şekerlemeler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvanlardan elde edilen gıdalar GDO’lu olma riski taşıyan ürünlerin başında gelmektedir. Bu ürünlerin özellikle insan sağlığı üzerinde kısa ve uzun dönemde oluşturacağı etkiler ise yeterince bilinmemektedir

GDO’lu ürünlerin elde edilebilmesi için yüksek düzeyde teknoloji kullanıldığını biliyoruz. Teknoloji olanaklarının her gün yeni bir ivme kazandığı yirmi birinci yüzyılda bu konuda gelecek günlerde de gelişmelerin olacağı açık. GDO’lar konusunda bugün pek çok bilinmeyen olduğu düşünülmekte.

Acaba yapılan onca araştırma ve geliştirmeler sonucunda tüketici ve tüketicinin sağlığı düşünülerek yapılacak bir GDO var mıdır?



Cummins R, Lilliston B. Genetically Engineered Food. New York, Marlowe Company, 2000; 208.

Domigo JL. Health Risks of Genetically Modified Foods: Many Opinions But Few Data. Science, 2000; 288: 1748-9.

Kulaç İ, Ağırdil Y, Yakın M. Sofralarımızdaki Tatlı Dert, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve Halk Sağlığına Etkileri. Türk Biyokimya Dergisi, 2006; 31 (3): 151-5.

Haspolat, I. (2012). Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve Biyogüvenlik. Ankara Üniv. Vet. Fak. Der., 59, 75-80.

Qaim, M. Z. (2003). Yield Effects of Genetically Modified Crops in Developing Countries. Science Magazine(299), 900-902.

Batalion N (2000): 50 Harmful Effects of Genetically Modified Foods. Americans for Safe Food, Oneonta, NY.

Uzogara, S.G., 2000. The impact of genetic modification of human foods in the 21st century: A review. Biotechnology Advences 18, 179-206.

Özge ÖZGEN ARUN, Karlo MURATOĞLU, Funda YILMAZ EKER. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar Kavramına Genel Bakış, İstanbul Üniv. Vet. Fak. Derg. / J. Fac. Vet. Med. Istanbul Univ., 41 (1), 113-123, 2015 doi: 10.16988/iuvfd.2015.03790

Kulaç İ, Ağırdil Y, Yakın M. Sofralarımızdaki Tatlı Dert, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve Halk Sağlığına Etkileri. Türk Biyokimya Dergisi, 2006; 31 (3): 151-5.

Raja K (2003): Watch dog Refuses Claims of Rapid Global Growth in GE Crops Erişim adresi: http://www.twnside.org.sg/title/5266c.htm Erişim tarihi: 19.10.2011.

Türkiye Biyogüvenlik Bilgi Değişim Mekanizması http://www.tbbdm.gov.tr/Home/BioSafetyCouncilHome/ CouncilDecisionsOfficialGazette.aspx adresinden alındı (Erişim 2015 11 12)

Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik. 13 Ağustos 2010 tarihli Resmi Gazete, Sayı: 27671.


İlgili Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Öne Çıkanlar
Furkan Büyükbayraktar.JPG

İstanbul Gelişim Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik bölümünde aldığım 4 senelik lisans eğitimini Haziran 2018’de tamamladım. Haliç Üniversitesinde yüksek lisans eğitimime devam ediyorum. 2020 yılından beri kliniğimde yüz yüze, kurumsal ve online olarak danışmanlık veriyorum. Araştırdıklarımı ve öğrendiklerimi burada sizlerle paylaşıyorum. 

  • Facebook
  • Twitter
  • Instagram
christin-hume-mfB1B1s4sMc-unsplash.jpg

Online diyet danışmanlığıyla ilgili detaylı bilgi ve randevu için;

bottom of page